17 Temmuz 2016 Pazar

POMPEİ: ÜRPERTİCİ ŞEHİR

Pompeideyiz… Daha önce belgesellerden görüp her seferinde hayretle “Nasıl ya?” diyerek izlediğimiz şehirdeyiz. Pompei M.S.  24 Ağustos 79 yılında Vezüv Yanardağının patlaması ile çıkan küllerin şehri bir anda sarmasıyla oluşan bir şehir.


 


Zenginliği, sınır tanımaz yaşam tarzı ile her türlü ihtişamın doruğunda olan bir kent düşünün denize doğru kurulmuş mimarisi ile tüccarların limandan çıkıp direk ulaştığı çok renkli hayata sahip bir yer.

 


İnsanlar gece boyu sokaklarda şarap içip, türlü eğlencelerle günlerini geçiriyorlarmış bu dönemde eşcinsellik ön plana çıkmaya başladığından kentin bir şekilde lanetlendiği de söylenmekte. Çok zengin, çok kültürlü, çok hareketli bir kentmiş o zamanlarda.


 


Önce depremler olmaya başlamış oluşan  hasarın karşılanması için Pisa’lı yöneticiler Roma’dan yardım istemişler ama zaten çok zengin olduğu nam salmış bir kent olduklarından kimse önemsememiş, depremler sarsıntılar devam etmiş ama pek dikkate alınmamış nedense, sonunda bir gece aniden Vezüv yanardağı simsiyah dumanlar ve zehirli gazlar saçarak patlamış.

 

Bu zehirli gaz ve sıcaklık patlaması ile insanlar sabahın erken saatlerinde neye uğradıklarını şaşırmışlar aniden yayılan zehirli gazlar ve küller boğazlarında birden taşlaşmış ve ilk ölümler bu şekilde gerçekleşmiş. Kimisi sıcak şok dalgasıyla yanarak kimisi ise çıkan gaz ve toz bulutundan zehirlenerek ölmüş. Halk büyük bir panik içinde iken bazı zenginler kölesi kaçmasın diye onları eve zincirlemiş sonra limana doğru koşmaya başlamışlar. Şanslı olupta buldukları gemiye binip denize açılanlar kurtulduklarını sanıp sevinirken denizde birden tsunami oluşmuş ve dev dalgalar bütün gemileri karaya vurup paramparça etmiş. Denizden de kaçamayan halk etrafta kaçmaya çalışırken lavlar şehre ulaşmış, toz ve kül bulutu içinde bütün hayvanlar, insanlar ve her türlü canlı kaçamadan oldukları yerde küllerin altında kalmışlar, üstlerini örten lavlar ile o anda ne yapıyorlarsa o şekilde ölmüşler.




Bu korkunç olaydan yaklaşık 1900 sene sonra tamda her şey unutulmuş iken  bir köylü ya da çoban olan bir kişi kimine göre tarlasında değerli altın takılar bulmuş, kimine göre taş duvar kalıntılarını ortaya çıkarmış ve 1860 yılında  kazılar yapılmaya başlandığında “Giuseppe Fiovelli”  isimli İtalyan bilim adamı küllerin oluşturduğu katmanlar arasında cesetlerin olduğu boşlukları fark etmiş bunları ortaya çıkarmak için ilginç bir yöntem bulmuş; uygun bir yerden delik açıp içine alçı benzeri bir sıvı akıtmış ve sıvı taşlaştığı zaman etrafı temizlenerek insanların lav altında kalan bedenleri ortaya çıkmışlar. İnsanların yüzündeki o korkmuş ifade bile şuan taşlaşmış bedenlere baktığınızda anlaşılmakta…





Ürpere Ürperee Pompei gezimizin sonuna geliyoruz. :)



6 yorum:

  1. Müthiş yazı olmuş, elinize sağlık

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederimmm :) Beğendiyseniz ne mutlu :)

    YanıtlaSil
  3. Öncelikle bloğunuz hayırlı olsun sizi keşif etkinliğinden buldum takipteyim bana da beklerim http://efsaninguncesi.blogspot.com.tr/. Pompeiye bende gittim çok etkilenmiştim gerçekten

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Hemen ziyaretinize geliyorum :) Çayı demleyin :) Sevgiler...

      Sil
  4. Keyifle okudum. Tekrar gezmiş kadar oldum :) sevgiler..

    YanıtlaSil